(ZONGULDAK) - Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Çetin Yılmaz, Zonguldak'ın Karadeniz Ereğli ilçesinde faaliyet gösteren Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (Erdemir) başta olmak üzere sanayi tesislerinden kaynaklanan emisyonların halk sağlığını tehdit edecek seviyelere ulaştığını belirterek, kentte yaşayan vatandaşların yılın büyük bölümünde kirli hava solumak zorunda kaldığını söyledi.
Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Yılmaz, Karadeniz Ereğli'de hava kirliliğinin her geçen yıl daha görünür ve daha tehlikeli bir hal aldığını ifade ederek, özellikle ince partikül maddeler olan PM10 ve PM2.5 değerlerinin yılın önemli bir bölümünde hem Türkiye'deki hem de Avrupa Birliği ülkelerindeki sınır değerlerin üzerinde seyrettiğini öne sürdü.
Yılmaz, kentte yaklaşık 200 gün boyunca ölçülen değerlerin normal sınırların üzerinde olduğuna dikkati çekerek, bu durumun başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununu beraberinde getirdiğini savundu.
Kentte faaliyet gösteren ağır sanayi tesislerinin emisyonlarını azaltma konusunda yeterli adımlar atmadığını söyleyen Yılmaz, özellikle Erdemir kaynaklı kirliliğin bölge halkının yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti. Kentin sık sık yoğun bir kirli hava tabakasının altında kaldığını belirten Yılmaz, "Bölgemizde astım, bronşit ve buna bağlı akciğer hastalıklarının ciddi şekilde arttığını gözlemliyoruz. Buna rağmen sanayi tesislerinin emisyonlarını dengeleme konusunda güçlü ve kararlı bir çaba ortaya koyduklarını görmüyoruz" dedi.
"Uygulanan para cezalarının caydırıcılığı yok"
Çevre kirliliğine karşı hukuki girişimlerde bulunduklarını da hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi:
"Geçen yıl mayıs ayında Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu olarak Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Ancak çevre denetimlerinin yeterince etkili olduğunu düşünmüyoruz. Denetimlerin yapıldığı söyleniyor ama bunun sahadaki sonuçlarını göremiyoruz. Uygulanan para cezaları da oldukça düşük ve caydırıcılığı yok. Bu nedenle bölgede yaşayan insanlar her gün kirli hava solumaya devam ediyor.
Ayrıca bölgedeki hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin yeterli verinin kamuoyuyla paylaşılmadığını düşünüyoruz. Özellikle solunum yolu hastalıkları ve akciğer rahatsızlıkları konusunda şeffaf bir veri paylaşımı yapılması gerekiyor. Bu bölgede hava kirliliğine bağlı olarak kaç insanımızın akciğer kanseri olduğunu, kaç kişinin hayatını kaybettiğini ya da kaç çocuğumuzun astım ve bronşit gibi hastalıklarla mücadele ettiğini bilmiyoruz. Bu verilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğine inanıyoruz.
Sanayi kentlerinde hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerini ortaya koyan bilimsel araştırmalar da var. Örneğin Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin araştırmasına göre demir-çelik tesislerine yakın bölgelerde yaşayan ailelerde doğan bebeklerin göbek kordonunda arsenik ve cıva gibi ağır metallerin yüksek seviyelerde tespit edildiği raporlandı. Karadeniz Ereğli'de buna benzer bir araştırma yapılmış değil. Ancak aynı risklerin burada da bulunabileceğini düşünüyoruz."
"Küresel ölçekte insan hakları meselesi"
Öte yandan Yılmaz, hava kirliliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, aynı zamanda küresel ölçekte bir insan hakları meselesi olarak değerlendirildiğine de dikkati çekti. Yılmaz, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından yayımlanan rapora işaret ederek, Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir Çevre Hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riano tarafından hazırlanan ve 6 Mart 2026 tarihinde yayımlanan raporda hava kirliliğinin açık şekilde bir "insan hakları krizi" olarak tanımlandığını aktardı.
Birleşmiş Milletler raporunda temiz hava solumanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirildiğini ifade eden Yılmaz, fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme yol açtığının belirtildiğini söyledi. Raporda çocuklar, yaşlılar ve ekonomik açıdan kırılgan toplumsal grupların hava kirliliğinden en fazla etkilenen kesimler olduğunun vurgulandığını aktaran Yılmaz, devletler ile sanayi kuruluşlarının bu konuda açık yasal sorumlulukları bulunduğuna dikkat çekildiğini belirtti.
Yılmaz, Birleşmiş Milletler raporunda yer alan "Gecikme bir politika değil, insan haklarının ihlalidir" ifadesinin özellikle sanayi yoğun bölgeler için önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, Karadeniz Ereğli'de hava kirliliğinin azaltılması için sanayi tesislerinin emisyonlarının sıkı biçimde denetlenmesi, verilerin şeffaf şekilde paylaşılması ve çevreyi kirleten işletmelere karşı daha güçlü yaptırımlar uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.
