Haber: Mehmet OFLAZ - Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) - "İBB Davası" kapsamında tutuklu Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç'ın babası Mehmet Kılıç, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, jandarmanın, açık görüşte oğlunun çocuklarına sarılmasına izin vermediğini öne sürdü. Baba Kılıç, İBB Davası'na ilişkin, "Şu ana kadar en küçük bir arpa taneciği kadar bir şey varsa hepsi cezasını çeksin. Ben adaletli bir insanım. Oğlumun da varsa suçu cezasını çeksin ama suçsuzsa örgütten dolayı tutamazsınız onları orada" dedi.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 23. gününde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.
Duruşmayı izleyen ailelerden birisi de Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç'ın babası Mehmet Kılıç. Baba Kılıç, yaşadığı süreci ANKA Haber Ajansı'na anlattı. Oğlu Barış'ın 19 Mart'ta tutuklandığını, 1,5 ve 5 yaşında çocukları olduğunu belirten baba Mehmet Kılıç, geçen hafta açık görüşte jandarmanın, oğlunun çocuklarıyla sarılmasına engel olduğunu öne sürdü. Baba Mehmet Kılıç, şöyle konuştu:
"İlk defa geçen hafta, cuma günü açık görüşte bir jandarma personelinin salonda olduğunu gördük. Ve jandarma, 'Dokunamazsın, çocuğu kucağına alamazsın, sarılamazsın' diye bir uygulama başlatmış. Ben bunu hukukçu arkadaşlarımla da görüştüm. Böyle bir uygulamanın olmadığını söylediler. Orada çocukların psikolojisinin bozulduğunu hatta 5 yaşındaki torunum, babasına aşık bir kız. Bir hafta öncesinden uyumamaya başlıyor, 'babamı göreceğim' diye. 45 dakika ayrı bir masada oturdu. Babasına sarılmadı, 'Sen kötü adamsın' dedi. O yüzden olayın farkına varmış. 'Sen kötü adamsın, o yüzden buradasın' diye ayrı masada oturdu. Babasıyla vedalaşmadı bile. Bu bizi aile olarak çok üzdü.
Barış'ın psikolojisini düşünmek istiyorum. Tabii ki isyan etti, haklı olarak bağırdı. Bir babanın çığlıkları bunlar. Çünkü aylar sonra çocuklarına doya doya sarılmak istiyordu, sarılamadı, engellendi. Böyle bir uygulamanın olup olmadığını buradan soruyorum. Böyle bir uygulama varsa torunlarım veya başka çocuklar gitmesin, o işkenceyi çekmesin. Ben baba olarak sarılmasam da olur. Mahkemede karşılıklı selamlaşıyoruz, motive ediyoruz.
"Allah'ın adaletinden başka hiçbir adalete güvenemiyoruz"
Biz her şeye katlanırız, her şeyi çekeriz. Bu süreçleri çok iyi biliyoruz. Geçmiş yılların verdiği tecrübeyle hareket ediyoruz. Kanunları iyi biliyoruz ama çocuklara bunu reva görmesinler. Çocuklar bunu hak etmiyor. Daha küçücük bebekler bunlar. O psikolojiyle büyüyecekler. Babalarının cezaevinde olduğunu anlatamıyoruz. Hem okulda hem evde pedagoglardan yardım alıyoruz. Hâlâ babasının kötü adam olduğunu söylüyor. Bu ne kadar acı bir durum. Bundan çok rahatsızız. Böyle bir uygulamanın olup olmadığını soruyorum. Hatta geçen pazartesi günü ben salonda kendisine bağırdım: 'Oğlum, asla provokasyonlara gelme. Bu bir provokasyondur.' Çünkü bugüne kadar hiç böyle bir uygulama olmadı.
Biz Trabzonluyuz, horonu dik oynarız. Asla böyle oyunlara gelme. Senin psikolojini bozup orada belki disiplin cezası aldıracaklar ya da soruşturma açacaklar. Çocuğun üzerinden geliyorlar sana. Benim üzerimden gelin, ben katlanırım her şeye. Ama küçücük çocuklar, günahsız çocuklar üzerinden bu tarz şeylere girmeyin, Allah aşkına girmeyin. Adalet artık yerlerde sürünüyor. Allah'ın adaletinden başka hiçbir adalete güvenemiyoruz.
Bir jandarmanın böyle bir inisiyatifi kendisi mi aldı, yoksa birileri mi aldırttı? Ben ilk defa duyuyorum. Hatta burada tutuklu yakınlarıyla da konuşuyorum; öyle bir şey hiç olmamış onlarda da. Şu ana kadar en küçük bir arpa taneciği kadar bir şey varsa hepsi cezasını çeksin. Ben adaletli bir insanım. Oğlumun da suçu varsa cezasını çeksin ama suçsuzsa, örgütten dolayı tutamazsınız onları orada. Çünkü biz 1914'te Trabzon Lisesi… 'Dönmediler' diye bir yazı yazdık. Hiç mezun vermedi, çünkü hepsi Çanakkale'de şehit oldu. O toprağın çocuklarıyız biz."