(ANKARA) - Ankara Tabip Odası, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları ile Mardin’de sağlık çalışanlarının darbedilmesine ilişkin, "Kamu otoritesinin eğitimde ve sağlıkta şiddetin sona ermesi için çok yönlü ve kararlı adımlar atması gerekmektedir. Öğretmene ya da hekime yönelen her türlü şiddet, aslında toplumun kendi geleceğine ve sağlığına yönelmiş bir tehdittir" açıklamasını yaptı.
Ankara Tabip Odası, Şanlıurfa Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'ndaki silahlı saldırılar ile Mardin Derik Devlet Hastanesi'ndeki şiddet olayına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Eğitim ve sağlık kurumlarının artık güvenli alanlar olmaktan uzaklaştığı belirtilen açıklamada, yaşananlar "sosyal bir krizin göstergeleri" olarak nitelendirildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Eğitim ve sağlık alanında şiddeti hizmet sunumunun parçasına dönüştüren çeşitli yapısal nedenler vardır: Medya iletişim araçlarında, televizyonda, sosyal medyada şiddet içerikli temsillerin ve özendirici yayınların çoğalması, buna karşılık gerekli yayın denetimlerinin eksikliğidir. Ruhsatlı ya da ruhsatsız silahlara erişimin kolaylaşmasıyla birlikte bireysel silahlanma sayısındaki artış da suç oranlarını yukarı çekmekte, suça özenen kişileri teşvik etmektedir.
Eğitim ve sağlık çalışanlarını kamuoyu nezdinde değersizleştiren ve itibarsızlaştıran söylemler ile buna zemin hazırlayan idari paradigmadır. Failleri cesaretlendiren cezasızlık kültürü de şiddeti her an yeniden üreten faktörlerden biridir. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının oluşturulmaması, güvenli işyeri organizasyonunun yapılmamasıdır. Eğitim ve sağlık kurumlarının fiziksel koşulları dışında çalışma koşullarının iyileştirilmemesi, buna uygun işgücü planlamasının yapılmamasıdır.
Kamu hizmetlerini ticarileştiren, hizmet sunumunda nitelikten önce niceliğe önem veren piyasacı ve popülist politikalardaki ısrardır. Eğitimde ve sağlıkta şiddet vakalarının büyük bölümü öğrencilerin ve hastaların 'müşteri' gibi görüldüğü kamu kurumlarında gerçekleşmektedir.
Toplumsallaşan şiddet, 'bireysel öfke' patlaması veya 'münferit' bir vaka olmadığı gibi tek başına güvenlik teknikleriyle ve cezai önlemlerle çözülemez. Şiddet, öngörülebilir ve önlenebilir bir sorundur. Bu nedenle politik, hukuki, kültürel ve fiziksel önlemleri bir araya getiren bütüncül politikalara ihtiyacımız vardır. Kamu otoritesinin eğitimde ve sağlıkta şiddetin sona ermesi için çok yönlü ve kararlı adımlar atması gerekmektedir. Öğretmene ya da hekime yönelen her türlü şiddet, aslında toplumun kendi geleceğine ve sağlığına yönelmiş bir tehdittir."

