(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşılmasının zamanının geldiğini söyledi. Erdoğan, "1963'ten bu yana gündemimizde olan Kıbrıs meselesinde ise adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanı çoktan gelmiştir. Buradan bir kez daha Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiği çağrısında bulunuyor, sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda 152. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulu onuruna verilen akşam yemeğinde konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye ve İstanbul olarak Parlamentolararası Birlik'in Genel Kuruluna 4'üncü kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. 'Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek' temasıyla toplanan 152. Genel Kurulun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Genel Kurul kapsamında alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, buradaki tespit, tenkit ve tekliflerin; aynı şekilde icra edilecek komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aramızdaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze'deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni ediyorum. 2026'nın ilk Genel Kuruluna başarıyla ev sahipliği yapan Türkiye Büyük Millet Meclisimizi, Sayın Meclis Başkanımızı ve milletvekillerimizi ayrıca tebrik ediyorum. Son olarak Genel Sekreterlik görevini 12 yıldır başarıyla yürüten Sayın Martin Chungong'a Birliğe yaptığı katkılar için teşekkür ediyor, bu önemli vazifeyi devralacak arkadaşımıza muvaffakiyetler diliyorum.
"80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem, bugün büyük bir meşruiyet krizi ile yüz yüzedir"
Parlamentolararası Birlik tam 137 yıldır çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. 'Herkes için demokrasi' anlayışıyla parlamenter demokrasiye açılan Birliğin siz kıymetli mensuplarına bu akşam bir kez daha teşekkür ediyorum. Diyalog ve iş birliği imkanlarının artırılması, barış ve adalet odaklı girişimlerin yoğunlaştırılması temelinde Birliğin üstlendiği misyonu çok kıymetli buluyorum. 152. Genel Kurulun parlamenter diplomasi zemininde daha adil ve güvenli bir dünyanın, yeni ümitlerle yeşeren huzur ve barış dolu bir geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Kıymetli konuklar, akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz: 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem, bugün büyük bir meşruiyet krizi ile yüz yüzedir. Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir. Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri, işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir. Sağduyunun askıya alındığı, diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir.
"İsrail hükümeti, uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor"
Bakın, burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim: Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği, hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceği açıktır. Bizim Gazze'de, Ukrayna'da, İran'da, Afrika'da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü, ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır. Tabii milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da bu anlamda son derece kritik sorumluluklar düşüyor. Uluslararası kamuoyu Orta Doğu'daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz. İşte son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran'daki savaşa kaymışken; Filistin ve Lübnan'da binlerce kişi, İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 1 milyondan fazla Lübnanlı yerlerinden edildi. Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti, uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin'de de katmerlenerek devam ediyor. İsrail güçleri, ateşkesin imzalandığı 10 Ekim 2025'ten bugüne 75 Filistinliyi şehit etti, 2 bin 100 kişiyi yaraladı. 7 Ekim 2023'ten bu yana 73 bin Filistinli hayattan kopartılırken, Gazze'de yaralananların sayısı 172 bini geçti. Ateşkes çerçevesindeki taahhütlerine uymayan İsrail yönetimi, Gazze'ye insani yardım girişlerine de engel oluyor. Kudüs, Mescid-i Aksa ve Batı Şeria'ya yönelik mütecaviz politikalar ile yasa dışı yerleşimci terörü aynı şekilde tüm şiddetiyle sürüyor. Batı Şeria'yı yeni Gazze yapma planını açık açık dillendiren İsrail, Filistinli mahkumlara getirdiği idam cezasıyla apartheid utancını, Güney Afrika'da yıkılışından 32 yıl sonra tekrar hortlatma peşindedir. İsrail Parlamentosunda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde tepki vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Filistin'de adil ve kalıcı barışın tek formülü olan iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya, barışın sesini yükseltmeye davet ediyorum.
"Suriye'nin yeniden ayağa kaldırılmasında uluslararası aktörlerin yapıcı ve devamlı desteğine ihtiyaç vardır"
Kıymetli misafirler, bölgemizdeki çatışma ortamı, 13,5 yıllık zulmün ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye halkının hak ettiği huzur ve istikrarın önündeki en büyük engeldir. Suriye'nin yeniden ayağa kaldırılmasında uluslararası aktörlerin yapıcı ve devamlı desteğine ihtiyaç vardır. Biz milli birlik ve toprak bütünlüğü temelinde Suriyeli kardeşlerimize elimizden gelen her türlü desteği bugüne kadar verdik, veriyoruz ve vereceğiz. Aynı şekilde bir başka kardeş coğrafyada, Libya'da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarımızı sürdürüyoruz. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde Ukrayna Savaşı'nı sonlandırmaya dönük diplomatik çabaların kesintiye uğramaması büyük önem arz ediyor. Hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın güven duyduğu yegane ülke olarak savaşın sona erdirilmesi için samimi çabalarımızı sürdürüyoruz. Öte yandan Güney Kafkasya'da barış ve refahın hüküm sürdüğü huzurlu bir geleceğin inşası yönünde atılan adımları takdirle karşılıyor, bunun tüm dünyaya örnek olmasını diliyoruz.
KKTC çağrısı
1963'ten bu yana gündemimizde olan Kıbrıs meselesinde ise adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanı çoktan gelmiştir. Buradan bir kez daha Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiği çağrısında bulunuyor, sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum.
Değerli konuklar, eşit ortaklık anlayışıyla şekillenen Afrika politikamız, dost ve kardeş Afrika ülkelerinin teveccühüyle her geçen gün daha da güçleniyor. Ancak Sudan'daki çatışmalar, Afrikalı kardeşlerimiz gibi bizleri de derinden yaralıyor. Sudan'daki istikrarsızlığın sonlandırılması için her türlü diplomatik çabayı destekliyoruz. Bilhassa Etiyopya ile yaşanan problemlerin çözümü için atılan adımların, Afrika Boynuzu'ndaki gerginliğin azaltılmasına yaptığı katkıdan memnuniyet duyuyoruz. Son yıllarda istikrar ve güvenlik yolunda önemli bir mesafe alan Somali'nin toprak bütünlüğüne ve kalkınmasına verdiğimiz destek de sürüyor. Sahel bölgesi de dahil, Afrika'nın tamamında refah, istikrar ve güvenliğin sağlanması hepimizin ortak hedefidir. Amerikalı dostlarımızla iş birliği içinde kıtanın daha parlak bir geleceğe kavuşması için ihtiyaç duyulan her türlü desteği vermeye devam edeceğiz."