Haber: BERFİN BAYSAN - Kamera: ÖZGÜR ŞENGÜL
(İZMİR) - İzmir'de veliler, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan silahlı saldırıların benzerinin yaşanmaması için okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını istedi. Veliler, "Çocuklarımızın okulda güvenli olması gerekiyor" dedi.
Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda 9 kişinin hayatını kaybettiği, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ise 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırıların ardından ülke genelinde okul güvenliği tartışmaları yeniden gündeme geldi.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan veliler, okullarda güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu savunarak çocuklarının can güvenliğinden kaygı duyduklarını ifade etti. Veliler, okul girişlerinde daha sıkı denetim yapılmasını, güvenlik görevlisi sayısının artırılmasını ve benzer olayların önüne geçilmesi için kapsamlı tedbirler alınmasını talep etti.
“Huzursuz çocukların sorunlarının giderilmesi önlem açısından iyi olur”
Veli Zerrin Sürücü, “Hiç uyumadık yani, ağladım. Hatta biraz önce gruptan arkadaşlarla konuştuk. Gerçekten işler acısı. Hatta şimdi Gazi Ortaokulu’nun önünden geçiyorum. Bakıyorum, X-ray cihazı var mı, güvenlik var mı? Manyak olduk yani. Benim çocuklarım özele gidiyor ama hiç farkı yok ki. Allah yardım etsin, bak hâlâ gözlerim doluyor. Sabır versin. Çok üzücü. Yani bence, tabii güvenlik ama bu X-ray cihazları bence çok önemli. En azından, illa öğrencisidir, dışarıdan gelen serserisi olur, velisi olur... Bakın bütün veliler var, hocalara neler yapıyorlar. En azından kesici, ne bileyim büyük aletler, silah gibi şeyler olmasa bile bir tık güvenlik bence. Çocukların rehber desteği, psikolojik desteği, varsa huzursuz çocukların sorunlarının giderilmesi bence önlem açısından iyi olur diye düşünüyorum” diye konuştu.
“Çocuklarımıza vermiş olduğumuz aşırı özgürlüğün sonuçları”
Çocuklara verilen özgürlüğün bu tarz sorunlar doğurduğunu aktaran bir veli, "Çocuklarımıza vermiş olduğumuz aşırı özgürlüğün sonuçları. Ne dedilerse yapıyoruz, ne derlerse alıyoruz. ‘Sen şu oyunu oynayamazsın’ diyemiyoruz. Laf dinletemiyoruz çocuklarımıza çünkü o seviyelere geldik. İçimiz kan ağlıyor. O çocuğa o silahı öğreten baba, asker de olsa, polis de olsa, onun alabileceği, ulaşabileceği yere koyması yanlış. Yani bunlar kabul edilebilecek şeyler değil. Nice canlar gitti. Urfa’dakini konuşurken üstüne bunlar geldi. Nereye gidiyoruz? Ne yaşıyoruz, ne yaşayacağız? Sözün bittiği yer ya. Anneler yığılıyor, okul önünde çocuklarını götürüyorlar, geliyorlar. Ne oldu? Sonuç yine olacak oluyor. Demek ki aileden, temelden başlaması gerekiyor. Şu bilgisayarlar çocukların felaketi oldu. Bundan önce neydi? Mavi Balina mı? Ondan bir sürü çocuk gitti. Orada izliyorlar. Onu izlerken de etkisi altında kalıyor bu çocuklar. Çocuk sonuçta. Eşimle konuşurken de aynı şeyi söyledi. Yani o çocuklara da kabahat bulamıyorum. Çocuk sonuçta. Kapıdaki girişlerde çok çok daha dikkatli olmalı. Güvenlik görevlisi var, çocuğu tanıyabiliyor. Hani bildiği için göz yumuyor. Ama bunun her girişinde, yani tanısan da senin çocuğun da olsa, girerken aranmalı. Aranmalı. İçeriye ateş edici gereçlerin alınmaması gerekir. O çocukların bunları kullanmaması konusunda eğitilmeleri gerekir” şeklinde konuştu.
“Okulda güvende olması gerekiyor”
Öğretmenlerin iş bırakma eylemini desteklediğini aktaran Yeliz Terzler, şunları söyledi:
“Çok üzgünüz. Yani öğretmenlerimizin de yanındayız. Çocuklarımızın onların yanında güvende olması gerekiyor. Okulda güvende olması gerekiyor. Biz çalışıyoruz, işe gidiyoruz. Gözümüz arkada kalmamalı. Yani aslında temelden aile yapısıyla alakalı. Çocuklarımızı yetiştirme tarzımızla alakalı. Teknoloji bağımlısı oldular. 98’de, 99’da o zamanlar cep telefonu sahibi olduk. Ondan sonra çok şeyler değişti. Televizyon izlemiyoruz artık. Genelde elimizde telefon. Çocuklarımız odalarında tablet, bilgisayar başında. Ve kontrol etmiyoruz. Şimdi baktığımız zaman geçmişte hiç böyle olaylarla karşılaşma çok olmadı yani. Bilmiyorum, ben ya da duymadım. Neden son zamanlarda böyle oldu? Bir ona bakmak lazım. Yani çocukların gelişimiyle alakalı bence. Yani güvenlik… Her okulda bir güvenlik görevlisinin olması gerekiyor bence kapıda. Yani daha ne yapılabilir bilmiyorum. Aslında devletten de her şeyi beklemeyip kendimizce çocuklarımızı hem evde hem de öğretmenlerle daha diyalog hâlinde olup… Ne bileyim, güvenlik sadece öyle olabilir yani. Diğer türlü nasıl koruyabiliriz ki? Öğretmenler de başında değil bu çocukların, biz de başında değiliz."
Bir başka veli ise “Korkarak, tedirgin olarak götürüyoruz. Mecburuz. Yapacak bir şey yok. Bütün annelerin başı sağ olsun. Çok üzgünüz, çok. Vallahi bilemeyeceğim artık. Güvenlikler var. Yapacak bir şey yok. Artık bunlar son bulsun. İki gün üst üste aynı olaylar, aynı saldırılar… İnşallah son bulur. Devlet daha bir güvenliği artırır. Yani çocuklarımıza daha güzel eğitim verir” diye konuştu.
Her okulun önünde bir güvenlik olması gerektiğini dile getiren Zeran Anlatır, “Yani emniyet güçlerinin devreye girmesi lazım bence ama onların da baktığında can güvenliği azaldı. Yani okulun önüne bir koruma lazım, bekçi lazım. Bilmiyorum ki kim kime yetecek. Çok üzücü bir durum yani. İçimiz acıyor. Çünkü evlatlarımız var artık, torunlarımız, yeğenlerimiz. Dün mesela yeğenim erkenden çıktı, geldi yanıma. Güzel bir durum değil. İki taraf için de çok acı bir durum. Diyecek bir şey yok” dedi.
Aysel Yılmaz, “Çok tehlikeli ve çok kötü. Allah kimseye yaşatmasın. Yani bir önlem almak lazım. Vallahi herkesin dediği gibi, yani bir polis koyması lazım, bir güvenlik önlemi olması lazım. Çok dehşet yani. Acı bir şey. Allah kimseye yaşatmasın” diye konuştu.
“İleriki yıllarımız için bence büyük bir sıkıntının ilk sinyalleri”
Televizyon dizilerinin de bu olaylanda etkili olduğunu belirten Serkan Yılmaz, “Gençler bu sanal âlemin içerisindeki her şeyi oyun gibi algılıyorlar ama öyle bir dünya yok. Bizim çocukluk dönemimiz şu andaki gençlere göre çok daha güzeldi. Belki imkânsızdı, belki maddi durumlar çok sıkıntılıydı ama çok güzeldi. Biz hep Türk filmlerinden öğrendik hayatı; gülmeyi, eğlenmeyi, mutlu olmayı… Yani onlar bize öğretti ama şu anda hep bakıyorsun şiddet, korku, silah… Bir kabadayı rolüne bürünme, her şeyi bu tarz yöntemlerle halletme peşinde çocuklar. Böyle bir rol model oluşturmaya çalışıyorlar. Bu, ileriki yıllarımız için bence büyük bir sıkıntının ilk sinyalleri. Sorumlu olan bütün yetkililerin görüp, aileden başlayarak okul hayatı dönemi boyunca da ele alınarak toplumca çözülmeli. Birkaç rötuşla, birkaç dokunuşla olacak bir şey değil. Aile, ev, okul, yönetim hepsi bütün olarak… Bizim dönemimizdeki yapıya dönülür inşallah. Üzüntülüyüz, modumuz düştü. Keşke olmasaydı ama işte keşkelerle olmuyor” şeklinde konuştu.
